JOMO nedir? FOMO’yu herkes biliyor. Bir yerde bir şeyler olurken orada olmamak, bir adım geride kalmak, akışın dışında kalmak. Sosyal medyanın büyütüp servis ettiği bu his, aslında çok daha eski bir temel inançtan besleniyor: yeterince görünür, bağlı ve dahil olmak zorundayım.

JOMO bunu ters çeviriyor. “Joy of Missing Out,” yani kaçırmanın neşesi. Orada olmamayı tercih etmek, kalabalığı bilinçli olarak geçmek. İlk bakışta özgürleştirici görünüyor, üstelik doğru bir his. Ama JOMO’nun içinde de yine bir referans noktası var: kaçırılanın farkında olmak ve bunu keyfe dönüştürmek. Yani ego hâlâ orada, seçim yapıyor, konumlandırıyor.
Danışanlarımdan zaman zaman farklı bir şey duyuyorum. Koca bir ormanın içinde ya da yanında kendini önemsiz ve gereksiz hissetmenin gizliden bir haz verdiğini anlatıyorlar. İlk duyduğumda bazen bunu JOMO ile aynı kefeye koymak mümkün görünüyor. Ama değil.
Orman deneyiminde olan şey biraz başka. Orada benlik küçülüyor, ama bu bir seçimin sonucu değil. Referans noktası ortadan kalkıyor. “Nerede olmalıyım, ne kaçırıyorum, kim ne düşünüyor” soruları susmuyor çünkü cevaplandı. Susuyorlar çünkü sorunun kendisi anlamsızlaştı. Bu, ego koruması değil, egonun geçici olarak serbest bırakılması.
İkisi arasındaki fark küçük görünüyor, ama psikolojik olarak tam tersi yönlere işaret ediyor. JOMO seçim gücünü pekiştiriyor. Orman deneyimi ise o gücü bir anlığına bırakmaktan zevk alıyor. Biri kontrol yoluyla rahatlamak, diğeri kontrolü terk ederek.

Hangisi daha iyi, hangisi daha sağlıklı sorusu burada yanlış soru. Ama hangisini daha çok tanıdığınız, kendi kaygı örüntüleriniz hakkında düşündüğünüzden fazlasını söylüyor olabilir.
JOMO nedir