Bu soruyu hem bireysel görüşmelerde hem de kurumsal bağlamlarda çok duyuyorum. “Koçluk mu yapsak yoksa terapi mi?” İkisi arasındaki fark pratikte önemli, çünkü yanlış seçim sizi hem zaman hem enerji açısından boşa harcatabilir.
Fark Nerede?
Kaba bir ayırımla şöyle açıklıyorum: terapi genellikle geçmişe, örüntülere ve iyileşmeye bakıyor. Koçluk ise şu ana ve ileriye, yani neyi değiştirmek istiyorsunuz, nereye gitmek istiyorsunuz, önünþzdeki engeller neler. Terapide altta yatan bir şeyi anlamak önemli. Koçlukta anlamaktan çok harekete geçmek önemli.
Bu ayırım teorik olarak net görünse de pratikte bulanıklaşabiliyor. Özellikle psikoloji eğitimi almış biri koçluk yapıyorsa seanslar zaman zaman her iki alanın iç içe geçtiği bir zemine oturabiliyor. Bu her zaman sorun değil, ama ne için geldiğinizi netлеştirmeniz gerekiyor.
Hangisine İhtiyacınız Var?
Kendime sorduğum birkaç soru var bunun için. Şu an hayatınızda işlevselliginizi bozan, gündelik yaşamınıza yansıyan bir şey var mı? Geçmişteki deneyimler bugünkü tepkilerinizi açıklanamaz biçimde etkiliyor mu? Kendinizi sürekli aynı döngüde buluyor musunuz? Bunlara evet diyorsanız başlangıç noktası büyük olasılıkla terapi.
Öte yandan: hedefleriniz net ama oraya giden yol belirsiz mi? Bir karar aşamasında mısınız ve dışarıdan bir perspektife ihtiyaç duyuyor musunuz? İş hayatında ya da kişisel gelişim alanında belirli bir şeyi inşa etmek istiyorsanız ve duygusal bir ağırlık taşımıyorsanız, koçluk daha verimli olabilir.
Beşiktaş’ta Her İkisi de Mümkün
Nispetiye’deki ofisimde hem bireysel terapi hem de psikolojik koçluk seansları yürütüyörum. ICF’nin ACC yetkinlik çerçevesinde çalışıyorum. Emin değilseniz ilk görüşmede birlikte değerlendiririz; bu görüşme zaten bunun için var.
Beşiktaş ve Etiler çevresinde koçluk veya terapi hakkında konuşmak istiyorsanız iletişim sayfasından ulaşabilirsiniz.